10 çarpıcı seks gerçeği


Cinsellikte en çok merak edilen soruların cevapları, en mahrem konular ve en çok tartışılan olgular bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerin ve araştırmaların ışığında, burada… 

Hayatımızın en mahrem alanı cinsellik… Gizemle beslenen karmaşık ve çekici bir konu bu. Yıllar boyu hakkında yazılıp çizilen, sanata ve edebiyata konu olan, önyargı ve hurafelerden etkilenen, hayatımızın en temel olgularından biri… İşte tam da üzerinden atamadığı bu giz perdesinden dolayı hâlâ farklı yorumlarla besleniyor, farklı saptamalar yüzünden bulanıklaşıyor. Örneğin, erkeklerin cinsel ilişki sonrası uyumalarını bir tür ilgisizlik olarak yorumlayan ve buna fena halde alınan kadınlar bu durumun bilimsel bir açıklaması olduğundan bihaber. Yine çoğu kadın yumurtlama dönemlerinde çok çekici ve seksi olduklarını, bunun da bilimsel bir deneyle kanıtlandığını bilmiyorlar. Anatomik, genetik ve sosyo-kültürel faktörlerin etkisinde oluşan kadın ve erkek cinselliği; antropologlar, genetikçiler ve seksologların çalışmaları sonucunda şeffaflaşmaya ve merakımızı gidermeye başladı.

Cinsellikte en çok merak edilen soruların cevapları, en mahrem konular ve en çok tartışılan olgular bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerin ve araştırmaların ışığında, burada…

1- UZUN SÜRELİ İLİŞKİ CİNSEL HAZZI ARTIRIYOR!

2007 yılında Perspectives on Sexual And Reproductive Health (Seksüel Sağlık) adlı dergide yayımlanan yetişkinlikte çiftlerin cinsel davranışlarıyla ilgili bir makale (Sexual Behaviors Of Opposite-Sex Couples Through Emerging Adulthood), çiftlerin birbirlerini tanıdıkça cinsellikten daha çok zevk aldıklarını ortaya koyuyor. 18 ile 26 yaş arası gençler üzerinde yapılan arattırma, yataktaki yabancının libidoyu artırdığı fantezisine de son veriyor. Araştırma, ilişkide duygular ve aşk yoğunlaştıkça, heyecan ve cinsel hazzın da arttığı fikri üzerinde yoğunlaşıyor. Makaleye göre uzmanlar, en az üç ay birliktelik yaşayan çiftlerin cinsellikte daha aktif rol aldıklarını, çekingenliklerini atıp, her türlü fanteziye açık olduklarını, kısacası tek gecelik ilişki yaşayan çiftlere göre çok daha verimli ve zevk dozu yüksek bir cinsellik yaşadıklarını vurguluyor.

2- MİSYONER POZİSYONUNDAN VAZGEÇMEYİN!

Sekste farklı pozisyonları denemenin, klasik misyoner pozisyonuyla yetinmemenin hazzı artıracağı söylenir. Kişinin ruhsal oluşumuyla fiziksel yapısı arasındaki ilişkiyi araştıran uzmanlar, kadınlara çok sayıda porno film seyrettirmişler. Araştırmanın sonucunda kadınların beyinlerindeki bazı bölgelerin, özellikle klasik misyoner pozisyonuna tepki verirken, diğer pozisyonlara tepkisiz kaldığı ortaya çıkmış: 2003 yılında dergide yayımlanan ve cinsiyet farklılıklarının erotik film seçimindeki etkisini araştıran bir makale, klasik misyoner pozisyonunun hâlâ çok rağbet gördüğünü ve çiftleri çok heyecanlandırdığını gösteriyor. Siz siz olun akrobatik hareketler yaparak bir yerinizi incitmek yerine, muhafazakarlığınızı koruyun ve misyoner pozisyonunundan asla vazgeçmeyin.

 

3- ERKEĞİN İLİŞKİDEN SONRA UYUMASI TAMAMEN FİZYOLOJİK!

Karşılıklı paylaşım, cinsel haz ve aşkın yoğun olduğu tatmin edici bir ilişkiden sonra erkeğin her şeyi unutup sırtını dönmesi ve uykuya dalması çok sık görülen bir durum. Erkekler, bu davranışlarından dolayı kadınlar tarafından duygusuz, bencil ve anlayışsız gibi sıfatlara layık görülür. Gerçekten de o çok özel paylaşımdan sonra, erkeğin yorganı çekip uykuya dalması, cinselliğin ateşli sularında gezindiklen sonra partnerinin kollarında romantik anlar geçirmek isteyen kadınları hayal kırıklığına uğratabilir. Oysa uzmanlar, erkeğin sevişirken kadından daha fazla enerji harcadığını, orgazmdan sonra tansiyon düşmesiyle endorfin salgılanmasındaki azalmanın erkeğe yorgunluk ve bıkkınlık hissettirdiğini vurguluyor. Uzmanlar, tamamen fizyolojik sebepler sonucunda görülen bu yorgunluk durumunun kısa sürede sona ereceğini belirtiyorlar. Bu noktada kadınlar, erkeklere zaman tanımalı ve bir süre bekledikten sonra her şeyin normale döneceğini unutmamalılar.

4- PELVİK KASLARINIZI GÜÇLENDİRİN, DAHA SIK ORGAZM OLUN!

Cinsel haz ve orgazm deyince vajina kasları üzerinde de durmak gerekiyor. Quebec Üniversitesi’nde Psikoloji Profesörü olan Gilles Trudel, Cinsel Bozukluklar: Psikolojik, Biyolojik ve Kişilerarası Tedavi ve Değerlendirme adlı kitabında, vajina kaslarının cinsel hazda önemli rol oynadığını gösteren birçok araştırmaya değiniyor. Kitapta, PC (puboccoccygeus) olarak adlandırılan kas grubunun (İdrarı tutarken kullanılan kaslar) gücüyle orgazm olma oranı arasında kuvvetli bir bağ olduğuna yer veriliyor. Pelvik kaslarını güçlendirmek içinse, Güney Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Arnold H. Kegel tarafından tanımlandığı için onun adıyla anılan Kegel egzersizlerini yapmak gerekiyor. Klozete oturduktan sonra idrarınızı yapmaya başlayın. Normal akım hızına ulaştığında pelvik kaslarınızı kullanarak idrarınızı aniden tutun ve tekrar bırakın. Bu yapması çok kolay olan egzersiz vajina ön duvarının ve idrar yollarını destekleyen kas grubunun güçlenmesini sağlıyor. Mesanenin boşaltıldıktan sonra da aynı şekilde kasılıp gevşetilmesi, bu kasları güçlendiriyor ve harika bir orgazmın kapılarını açıyor. Uzmanlar, bu egzersizi gün içinde 20-40 kez yapmak gerektiğini vurguluyor.

5- SEVİŞİRKEN ACIYA DAYANIKLILIK ARTIYOR!

Sevişirken daha az acı duyduğunuzu biliyor muydunuz? Bilimadamları bir araştırma için vajinayı önce mastürbasyon sırasında sonra da normal zamanda çimdiklediler. Endorfin hormonunun yükselmesi ve cinsel hazzın anestezik etkisiyle mastürbasyon sırasında çimdik acısının daha az hissedildiği sonucuna ulaştılar. Yine aynı araştırmanın sonuçlarına göre cinsel zevkin doruklarında uçarken kadınların acıya dayanıklılık oranı normal zamanlara göre yüzde 70 artıyor. Gerçekten de cinselliğin zevk denizinde yüzerken, acı da dahil olmak üzere her türlü dışsal etkiye kapalı olmak şaşılacak bir şey olmasa gerek!

6- ERKEKLERİN DIŞ GÖRÜNÜŞLERİ İYİ BİR BABA OLUP OLMAYACAKLARINI ELE VERİYOR!

Her ne kadar inanılmaz ve temelsiz bir önerge gibi görünse de çeşitli araştırmalar, erkeklerin dış görünüşlerinin ailevi seçimlerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Öyle ki; Amerikalı araştırmacılar belli sayıda erkeğin testosteronunu ölçtükten sonra, onlara “Gelecekte bir aile kurmak ve iyi bir baba olmak sizi ne kadar ilgilendiriyor?” diye bir soru yöneltmişler. Daha sonra da fotoğraflarını çekip kadınlara göstermiş ve “Sizce hangisi daha maskülen?”, “Hangisi iyi bir baba olmaya aday?” gibi sorular sormuşlar.

Sonuç çok şaşırtıcı ve inanılmaz: Kadınlar fotoğraflara bakarak hangi erkeğin nasıl bir cevap verdiğini, hangisinin iyi bir aile babası, hangisinin daha maceracı kişiliğe sahip olduğunu tahmin etmişler. Çoğumuz “Dış görünüş aldatıcıdır!” sloganına inansak da bu araştırmayı kulak arkası etmemeli, dış görünüşünden etkilendiğimiz ve bizde gelecekte iyi bir baba olacağı hissi uyandıran erkeğe güvenebilmeliyiz. Araştırmaların da öngördüğü üzere, hislerimiz ve içimizdeki ses bizi kesinlikle yanıltmayacaktır!

7- İLK GÖRÜŞTE CİNSEL ARZU YAŞIYOR VE YAŞANIYOR!

İlişkilerde romantizmi savunanlar, cinsel hazzın sevgi ve uzun süreli beraberlikle besleneceğine inananlar ilk görüşte uyanabilecek cinsel arzunun varlığına şüpheyle bakabilir. Oysa uzmanlar yakışıklı ve düzgün vücut hatlarına sahip bir erkeği gören kadının beyninde sinyaller oluştuğunu söylüyor. Özellikle kalça ile bel çevresinin oranı 0,8; bel ve omuz çevresi oranıysa 0,6 olan erkekler kadınlarda cinsel arzuyu tetikliyor. Tüm bu bilgileri bize Amerikalı biyopsikoloji hocası olan Victor Johnson veriyor. Johnson, 2006 yılında Seks, Güzellik ve Orhilofrontal Korteks (Sex, Beauty and the Orbitofrontal Cortex) başlıklı makalesinde açıkladığı üzere yukarıdaki ölçülere sahip erkeklerin ilk görüşte kadınlarda sevişme isteği yarattığının altını çiziyor.

Peki ama ideal ölçülere sahip olmayan erkeklerin kadınları baştan çıkarma şansı hiç mi yok? Elbette hayır. Onlar da fiziksel görünüşleri dışındaki özellikleri; karizmaları, zekaları ve entelektüel birikimleri, ruhları ve hayattaki duruşlarıyla kadınların ilgisini çekip, cezbediyor. Yalnız tüm bu özellikler ilk görüşte anlaşılamayacağı için ikinci şıktaki erkeklerin kadınları etkilemek için biraz daha fazla zamana ihtiyacı var.

8- YUMURTLAMA DÖNEMİNDE KADINLAR ERKEKLERİ DAHA SEKSİ BULUYOR!

Biz kadınlar bir zamanlar aşkından öldüğümüz, dünyanın en yakışıklı erkeği kategorisine koyduğumuz erkekleri hayatımızın bir başka döneminde kesinlikle beğenmeyebiliyoruz. Ya da bunun tam tersi olabiliyor. Bir zamanlar nefret uyandıran erkekler başka bir zamanda büyük aşkın adresi oluveriyor. Bu gibi dönüşümlerde elbette yaş, edinilen tecrübeler, hayata bakış açısının değişmesi gibi faktörlerin etkisini kabul etmek gerekir. Uzmanlar buna ek olarak bir de yumurtlama dönemi faktöründen dem vuruyor. Öyle ki, kadınlar yumurtlama döneminde erkekleri olduklarından daha çekici ve yakışıklı buluyor. Yapılan araştırmaya göre aynı erkekler aynı kadınlara yumurtlama dönemi sırasında ve sonrasında gösteriliyor.

Kadınlar yumurtlama dönemlerinde karşılarına çıkan erkekleri yakışıklı bulurken, yumurtlamadan sonra gördükleri aynı erkekleri vasat ve sıradan gibi sıfatlarla niteliyor. 2006 yılında yayımlanan ve erkeklerin dış görünüşlerinin çekiciliğiyle kadınların yumurtlama dönemi arasındaki ilişkiye yer veren bir makale, kadınların erkeklerle ilgili değişen yorumlarına bilimsel bir açıklama getiriyor. Bugün geriye dönüp aşk hayatımıza baktığımızda bir zamanlar gerçekten çok çekici bulduğumuz ama bugün bize çok itici gelen bir erkekle ilgili düşüncelerimizin yumurtlama döneminde olmamızla bire bir bağlantılı olduğunu ifade edebiliriz.

9- ERKEKLER SEKS YAPMAYI YEMEK YEMEYE TERCİH EDİYOR!

Cinsellik de tıpkı yemek yemek gibi insanın en temel ihtiyaçlardan biri. Uzmanlar fareler üzerinde yaptıkları deneylerden yola çıkarak erkeklerin, cinsellikle beslenme arasında bir tercih yapma durumunda kaldıklarında ateşli bir geceyi çok lezzetli bir yemeğe yeğlediklerini öne sürüyor.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS)’te nörobiyolojist olan Jean-Didier Vincent, erkek denek farenin beynindeki zevk merkezine elektrodlar yerleştiriyor. Fareye bir yemek seçenekli pedal, bir de zevk seçenekli pedal sunuluyor. Fare her seferinde ikincisini tercih ediyor. İşte Vincent buradan yola çıkarak erkeklerin de tıpkı fareler gibi midelerinin memnuniyetinden çok cinsel haz yaşamaya önem verdiklerini savunuyor. Bu araştırma, kadınların çoğuna hakim olan “Erkekler her zaman sekse hazır yaratıklardır ve çoğu zaman sevişmekten başka bir şey düşünmezler” önyargısını kuvvetlendireceğe benziyor.

10- SEKSAPELİN DE DÖNEMİ VAR

Envai çeşit bakım ürününün yardımıyla elde etmeye ve korumaya çalıştığımız güzelliğin aslında biz kadınlara yumurtlama döneminde doğal olarak verildiğini biliyor muydunuz?

Özetle yumurtlama döneminde kadınların çok daha güzel, seksi ve çekici olduğunu söylemek istiyoruz.

Uzmanlar bu konuya da kafa yordular ve yaptıkları bir deneyle bunu kanıtladılar. Öyle ki, yapılan bir araştırmaya göre uzmanlar önce yumurtlama evresinde sonra da normal dönemde kadınların birer fotoğraflannı çekip, bu fotoğratlan kadın ve erkeklere gösterdiler. Çıkan sonuçlara göre deneye katılan kadın ve erkeklerin çoğu yumurtlama dönemindeki kadınlann çok daha çekici ve hoş gözüktüğüne karar vermişler.

Kadın Yüzünün Çekiciliği Yumurtlama Döneminde Artıyor (Female Facial Attractiveness Increases During The Fertile Phase of the Menstrual Cyde) başlığıyla 2004 yılında yayımlanan bir makale bu araştırmadan bahsederken, kadının yumurtlama döneminde çok daha çekici olduğunu gözler önüne seriyor. 2001 yılında yayımlanan ve kadının vücut kokusuyla yumurtlama arasındaki ilişkiyi irdeleyen Female Body Odour Is a Potiential Cue to Ovulation isimli makaledeyse, farklı bir deneyden bahsediliyor. Kadınlara yumurtlama dönemleri boyunca bir tişört, yumurtlama dönemleri sonrasında ise başka bir tişört giydirilmiş. Daha sonra yapılan deneylerde bu tişörtler belli sayıda erkeğe koklatılmış.

Katılımcı erkekler yumurtlama döneminde giyilen tişörtlerin çok hoş koktuğunu ve bu kokunun kendilerini tahrik ettiğini ifade etmişler.

Kısaca, kadınların yumurtlama dönemlerinde çekici birer avcıya dönüştüklerini ve istedikleri erkekleri kolaylıkla baştan çıkarabildiklerini söylemek mümkün, iste doğanın kadına gerçek hediyesi!

 

2 Yanıt

  1. Hayata herşey istediğiniz gibi olmayabilir. Hep kaçan kovalanır bu bir gerçektir. hergün bir posta hikayesi yalan bazan 1 ay bile bizim hatunu kovalarken ben kaçınca 1 ay sonra o beni kovalıyor kaçamıyorum. yani bu ne lahana bu ne turşu demeyin kadın milletini anlamak kadar zor bişey yok. ama şuda bir gerçeık bizim türk erkekleri kadar cinselliğe düşkün hiç bir millet yok en büyük örneği ise çinliler o koca setti boşunamı çekti ….

  2. Hanımlar cinsel ilişkinin ne kaçan ne de kovalananla ilgisi vardır. Kimisi gecede 8 kez günde toplam 11 kez de beraber oluyor. Ama 25 yaşında olup hiçbir şey yapamayan da var…Bu en çok ten uyumu ile ilgilidir. Bu ilişkinin en önemli sırrı nedir biliyor musunuz? her seferinde o kişiyle ilk defa sevişiyormuşcasına sevişmek; her seferinde o ilk heyecanı beyninizde canlandırıp bunu vücudunuza aksettirirseniz inanın eşiniz ( tabii iktidarsız değilse) en ufak cık demeyecektir. Heyecan ve hayal gücü ( yani adrenalin + beyin gücü)…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: