Evlenmeden önce sormanız gereken 12 soru


evlilikk

Evlilik için gerçekten hazır mısınız? Ebedi mutluluk yolunda adım atacağınız partneriniz doğru kişi mi?

Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, bir kişinin evliliğe hazır olup olmadığını anlamasına yardımcı olacak 12 soruluk bir test hazırladı.

1. İçinizdeki ses ne diyor?
Tanışıp bir süre görüştüğünüzde, bütün kriterlerden, mantık yürütmelerinden bağımsız olarak içinizdeki sese kulak verin. Eğer içinizden gelen o çok iyi tanıdığınız ses “Evet, bu bana eş olabilir, yanımda gönül rahatlığıyla taşıyabilirim ve yanında yürürken dünya umurumda olmaz” diyorsa daha ileriye adım atabilirsiniz.

2. Birbirleriyle çok iyi arkadaş olan insanlar gibi biz de birbirimizi düşünüp, kolluyor muyuz?
Biriyle ilgili geleceğe yönelik ciddi planlar yapmaya başladığınızda, kendinize soracağınız soru “Birbirimize gerçekten aşık mıyız?” sorusu olmasın. Sormanız gereken ilk soru “İyi arkadaş olma yolunda ilerliyor muyuz?” sorusu olsun.

“Aşık olmak” genellikle çok yoğun duygular, romantizm ve yüksek elektrik demektir. Bunlar da bir süre sonra ilk başlardaki yoğunluğunu kaybedecektir. Evlenmek için bu tip bir “aşk ya da sevgi” den ziyade iyi arkadaşlık daha geçerli bir sebeptir. Aşık olmak gibi yoğun duygular özünde bencillik barındırır. Arkadaşlıkta bencillik yoktur. Gerçek sevgi bir başka kişinin hayatını önemsemek, ona değer vermekle ilgilidir. İyi arkadaşlar birbirlerinin mutluluklarını ve huzurunu önemserler, fedakarlık ön saflardadır ve evliliğin uzun ve sağlam temellere oturmasıyla doğrudan ilgilidir.

3. Birbirimize karşı duygusal olarak dürüst ve hassas mıyız?
Duygularımı açıkça ifade edemiyorsam, bu ilişkide daha başlangıçta sorun var demektir. Birbirlerine karşı duygusal olarak açık olamayan iki insanın gerçek manada birbirlerine aşık olmaları ve yakınlık kurmaları mümkün değildir. Duygularımızı başka biriyle açık bir şekilde paylaştığımızda, o kişiyle aramızda bir bağ oluşur ve kendimizi ona yakın hissederiz.
Genelde insanlara duygularımızdan bahsetmekten kaçınırız, çünkü bunu yaparsak kendimizi kırılgan hale getirmiş hissederiz, ki bu da tehlikelidir. O nedenle evlenmeyi düşündüğünüz kişiyle duygularınızı paylaştığınızda, kendinizi her zaman güvende hissedebilmeniz önemlidir.
Evlenmeyi düşündüğünüz kişiyle birbirinize karşı duygusal olarak dürüst ve açık olduğunuzu nasıl anlarsınız? Bir dahaki sefer partnerinizle sohbet ederken, ona şu soruyu sorun, “Şu anda benimle ilgili hislerin neler?” ya da “Şu anda sana bahsettiğim şeyler sana kendini nasıl hissettiriyor?” Birbirinizle sürekli olarak böyle bir iletişim kurabilirseniz, o zaman aranızda samimi ve sıcak bir ilişkinin gelişme ihtimali var demektir.

4. İstikrarlı biçimde problemlerimize kazan/kazan şeklinde çözümler bulabiliyor muyuz?
Bu başlık size pek romantik gelmeyecek belki ama hayat zaten romantizmden ibaret değildir. Gerçeğin ortasında her iki tarafın mutlu olduğu bir iletişim dili kurmak çok önemli… Çiftler genelde kimyaların uyuşmasıyla iyi iletişim kurabilme becerisini birbirine karıştırırlar. Telefonda saatler boyunca sevgilinizle muhabbet edebiliyor olmanız ve kendinizi ona çok bağlı hissetmeniz, aranızda çok iyi bir iletişim olduğu anlamına gelmez. Aranızda iyi bir iletişim olup olmadığını anlayabilmenin tek yolu problem yaşadığınız zamanlardaki davranışlarınıza bakmaktır. Diyelim aranızda bir anlaşmazlık oldu, bu küçük bir şey de olabilir büyük de, işte o zaman aranızda iyi bir iletişim olup olmadığını anlayabilirsiniz. İyi iletişimin özünde yaşadığınız problemler ve anlaşmazlıklarla ilgili her zaman kazan/kazan şeklinde, iki tarafı da memnun eden çözümler bulup bulamadığınız yatmaktadır. Bu şu anlama gelir, aranızdaki sorunla ilgili yaptığınız konuşmalar bittiğinde her iki taraf da vardığınız sonuçtan kendini tatmin olmuş ve mutlu hissediyordur. Her iki tarafta da herhangi bir olumsuz duygu oluşmaz.

Tamamıyla çözülemeyen problemlerin kırgınlığa dönüşmesi kaçınılmazdır. Kırgınlıklar biriktiğinde de aşk giderek kaybolur. Problem, problem olan şeyin kendisi değildir. Asıl problem, problemle ilgili karşı tarafla kurduğunuz iletişim şeklidir. Sorun olduğunda ortaya çıkan iletişimin kalitesi iletişiminizin aslında ne olduğuyla ilgili bilgi verir, uyumlu konulardaki iletişiminiz değil…

5. Birbirimizin ihtiyaçlarını önemsiyor muyuz?
Fedakarlığın kendisini gösterdiği bir kritere geldik. Evlilikteki en önemli ve temel prensiplerden biri şudur: Bu senin için önemliyse, o zaman benim için de önemlidir. Birbirinin ihtiyaçlarını önemsemek aslında kişinin karşısındakini memnun ve mutlu etmek istemesiyle ilgilidir. Fedakarlık ve verici olmak belki de evlenmek için bir kişide mutlaka olması gereken en önemli karakter özelliğidir. İnsanlar genelde almayı severler. Verici olmak çok ciddi bir çaba gerektirir. Karşılığında bir şey bekleyerek vermek ise alıcı olmakla aynı şeydir.

Kendinize sormanız gereken önemli bir soru da şu olmalıdır: “Bu kişi için bir fedakarlık yapmak, ona bir şey vermekten keyif mi alıyorum yoksa bu bana zahmetli mi geliyor? Peki ya karşımdaki, bana karşı fedakar ve verici mi? Sorun yoksa evliliğe doğru güçlü bir adım daha atılabilir.

6. Birbirimizi takdir ediyor ve birbirimize saygı duyuyor muyuz?
Evleneceğimiz kişiyi takdir etmemiz ve ona saygı duymamız şart. Mesela bir kişinin güzel ahlakına, kendisini adadığı anlamlı işlere ve hedeflere ve yaptığı güzel işlere saygı duyarız, onun dış görünüşünün nasıl olduğuna değil. Onun önemsediği bir işi ciddiye alıyor musunuz anlamasanız da yoksa kulak ardı mı ediyorsunuz?

Birbirinizi hep eleştiriyor ve partnerinizin bu eleştiriler yüzünden kendisini aptal gibi hissetmesine sebep oluyor musunuz? Birbirinize karşı sabırlı mısınız, değil misiniz? Başkalarının yanında birbirinizle ilgili kötü şakalar yapıp, sonra durumu telafi etmek için “şaka yapıyordum aslında” diyor musunuz? Evetse, eyvah!

7. Koca adayı için: Kendinizi bir eşe ve aileye bakmanın sorumluluğunu üstlenmeye hazır hissediyor musunuz?
Bazıları bir rüzgara kapılıp evlenseler de evlendikten hemen sonra bekar gibi yaşamaya devam eder. Arkadaşları hep en önemlidir, genelde dışarıdadır, hep işi vardır. Evde bir kadın olduğunu sanki de unutmuştur. Bekar gibi yaşar ve evi nerdeyse otel gibi kullanır. Bunlar Bir kadının sorumluluğunu üstlenecek kadar olgunlaşmamış, duyarsız ve çoğu zaman bencil tiplerdir. Umursamazlık, kadının ruhunun ışığını söndürür. Kocanızın sorumluluk sahibi, evlilikle beraber yaşama biçimini de değiştirdiğinin farkında olan bir olgunluğa sahip olmasına dikkat edin.

8. Kadın için: Müstakbel kocana gerçekten inanıyor musun?
Kocanızın, sizin tarafınızdan inanılmaya, sizden saygı ve destek görmeye ihtiyacı var. Eşiniz, sizin ona güvenmenize ihtiyaç duyuyor.

Günümüzde erkekler o kadar fazla baskı altındalar ve onlardan o kadar çok şey bekleniyor ki… Sürekli kuşkucu yaklaşımlar, sorgulamalar, dedektiflik davranışları ve sizden başka hiçbir şey yokmuş gibi ona baskı uygulamanız bir süre sonra erkeği sıkar, bunaltır. Ev onların baskı görmek istedikleri en son yer. Eşiniz sizin ve ailenizin ihtiyaçlarını karşılamak için gerçekten çok çalışıyor ve sizden buna inanmanızı bekliyor. Bir kadının kocasına yapabileceği en gaddarca şey sürekli bir şeyler yüzünden onun kafasının etini yemek.

Bu sebeple hayatınızı onunla birleştirmeden önce, gizli bir ajandanız ya da dile getirmediğiniz beklentileriniz var mı bir gözden geçirin. Açık sözlü ve dürüst olun. Ve onun karısı olmaya karar verdiyseniz, aynı zamanda onun arkadaşı olun ve ona asla sırtınızı dönmeyin, açık ve net olun.

9. Bu insana gerçekten güveniyor muyum?
Aşkın ve ilişkinin duygusal temelini güven duygusu oluşturur. Güven olmadan, ilişkinin gelişip, büyümesi mümkün olamaz. Güven konusu temel olarak şu soruda gizlidir: ”Ne zaman ihtiyaç duysam bana destek olmaya ve yardıma hazır mısın?” Sağlam bir evlilik sağlam bir güven ilişkisi üzerine inşa edilir. İhtiyaçlarımı karşılamak, duygularımı ifade etmek için bana güvenli bir sığınak olacak mısın, bu konuda sana güvenebilir miyim? Sana içimi istediğim gibi açabilir miyim? Beni terk edeceğinden ya da beni reddedeceğinden veya beni ayıplayacağından korkuyor muyum?
Eşler arasında güven inşa etmenin altın kuralı eşlerin birbirlerine saygı duyması ve birbirlerinin duygularını onaylamasıdır. Duygularınızı açma konusunda birbirinize güvenemiyorsanız, o zaman evlenme konusunu iki kere düşünün.

10. Hayattan beklentilerimiz aynı mı?
Evliliklerde şu iki şeyden biri olur: İnsanlar ya hayat yolculuğunda beraber yürürler ya da ayrılırlar. Ruhsal yönden uyumlu olmanız hayatta beraber yürüyeceğinizin en önemli göstergelerinden biridir. Bunun anlamı şudur, partneriniz ve siz değerleriniz, hayattaki öncelikleriniz ve hedefleriniz açısından benzer şeyleri düşünmektesiniz. Hayatta olmanızın anlamı ve bu hayatın sizin için anlamı nedir?

Kişinin ruh ikizi ya da ruh arkadaşı aynı zamanda hedef arkadaşı demektir. Evlilik riskli bir şeydir. Ne için yaşadıklarını bilmeyen iki insan uzun vadede hayat yolunu birlikte yürümede ve beraberliklerini devam ettirmede zorlanabilirler. Hayattan ve gelecekten beklentileriniz tamamen aynı olmayabilir fakat evrensel değerler bağlamında en azından benzerlik ya da paralellik olmalı…

11. Beklentileriniz çok mu yüksek?
Evlilikle ilgili beklentilerinizi ne kadar yüksek tutarsanız, hayal kırıklığı yaşama riskiniz o kadar artar. Hem maddi hem manevi anlamda beklentilerinizin gerçekçi olması gerekiyor. Yatlar katlar, lüks yaşam, saf mutluluk ya da tam bir aşk hikayesinden ibaret evlilik tasavvur ederseniz en kısa zamanda oluşturduğunuz bu yüksek çıtadan düşeceksiniz demektir. Hem partnerinizin hem sizin, beklentilerinizin dengeli olması çok önemli. Beklentilerinizi gözden geçirin ve evlenmeye karar verdiğiniz kişiyi tanımaya başlayın, birlikte hayatı paylaşmaya doğru adım attığınızın bilincinde olun.

12. Verdiğim kararla ilgili kafam rahat mı?
Evlilik kararı verdikten sonra içiniz rahat mı? Verdiğiniz kararla ilgili kafanızın rahat olması için, evlilikle ya da evlenmeyi düşündüğünüz kişiyle ilgili sizi rahatsız eden, düşündüren meseleler neyse onları tespit etmeli ve çözüme kavuşturmalısınız. Sizi rahatsız eden konuları tespit edebilmeniz içinse kendinize acımasız derecede dürüst olmalı ve duygularınızı dinlemelisiniz. Bu kişiyle evlenme konusunda kafanız rahat değilse, bunun sebebini bulmaya çalışın. Dikkatli bir şekilde düşünürseniz, bu kişiyle evlenme konusunda neden ayak sürüdüğünüzü keşfedeceksiniz. Kendi çabanızla bu sebebin ne olduğunu bulamıyorsanız, o zaman güvenilir aile büyüğünden ya da uzman bir terapistten yardım alın.

Kalıcı Makyaj Hakkında


Kalıcı makyajın vazgeçilmezi dudak çerçeve ve kontür işlemleri ile ilgili detaylı bilgi alabileceğiniz bir web sayfası tavsiye ediyoruz

 

DUDAK ÇERÇEVE

 

Yılın trendi gri saç modelleri


Gri renkli saç modelleri bu yılın en çok tercih edilen saç renkleri modelleri arasında yerini çoktan almış durumda…

2015 yılının sonlarına doğru başlayan ve 2016 yılı da tüm yıl boyunca devam edecek olan gri ve tonları saçlarda nötr rengin ahengini yaşatacaklar.
Soluk bir saç rengi olduğu ve fazlasıyla radikal olduğu için birçok kadının kullanmakta tereddüt yaşadığı gri saç rengi sıcak tonlarda makyaj ile birlikte kullanıldığında ortaya harika bir görüntü çıkıyor.

Size saçlarınızı birden ve tamamen gri yapmak biraz tuhaf geliyor ise isterseniz saçlarınızın arasına küllü gri renginde yansımalar ve gölgeler attırabilirsiniz.
Gri saç renkleri kendi içerisinde; sarı gri saç renkleri, siyah gri saç renkleri, kahverengi gri saç renkleri ve kumral olarak ayrılıyor. Bu renk kartelasında sizin teninizin rengine ve saç renginize en uyumlu olacak gri saç rengi modellerinden birini tercih edebilirsiniz.

Makyaj yapmayı sevmiyor ve doğallıktan yana olmayı tercih ediyorsanız gri saç renklerinin tonları pekte size göre değildir. Bu yüzden saçınızı boyatmadan önce kuaförünüz ile fikir alışverişinde bulunmalı ve onun fikirlerini de almalısınız.
Son yıllarda modanın kalbi ve modanın gidişhatını sokak modasından takip etmeye başlar olduk. Sokak modasında en trend olan gri saç rengi ise sarı gri saç rengi ve siyah gri saç rengidir. Sizde seçiminizi bu doğrultuda yapabilirsiniz.

Yüzünüzün solgun görünmemesine engel olmak ve daha yoğun makyaj yapmaktan kurtulmak için gri saç rengi modellerini saçınıza ombre gri saç uygulaması yaptırarak da kullanmayı tercih edebilirsiniz.

Böylelikle gri saç rengi saçlarınızın diplerinden itibaren başlamadığı için hem yüzünüzün solgun görünmesine engel olmuş olursunuz hem de son ayların trendi olan yeni nesil saç modeli gri saç rengi modeline kavuşmuş olursunuz.

 

gri saç modelleri

gri saç modelleri

gri-sac-modelleri-4

gri saç modası

gri-sac-modelleri-3

gri saç modası


gri-sac-modelleri-2

Uzun ve hacimli kirpikler için öneriler


Makyajın en önemli noktası olarak bilinen kirpikler, makyaj yapmadan da sokağa çıkabilenler için büyük önem taşımaktadır. Uzun ve dolgun kirpikler bakışlarınızı derinleştirirken yorgun görünmenizi de engelleyecektir.

İşte tüyolar…

Makyajınızı temizleyin

Makyajla uyumanın pek çok zararından biri de kirpiklerin dökülmesidir. Kirpiklerinde kopma, incelme, seyrelme gibi sorunlar yaşayanların çoğunun göz makyajını iyi temizlemediği görüldü. Tüm cilt sorunlarınızın önüne geçmeniz için gerekli olduğu kadar sağlıklı kirpikler için de makyajınızı temizlemeniz şart. Göz makyajınızı temizlemek, tüm yüzünüzü temizlemekten daha zordur. Bunun için cilt tipinize uygun bir temizleyici kullanın ve bir pamuk yardımıyla göz makyajınızı derinlemesine temizleyin. Temizliği sertçe değil yumuşak dokunuşlarla yapmalısınız ki kirpiklerinizde düşme olmasın.

Hint yağının doğal etkisinden faydalanın

Kirpikleri daha uzun gösteren doğal yöntemlerden en etkilisi hint yağıdır. Toksik madde içermemesi nedeniyle kirpiklerinize zarar vermeyen hint yağını kullanmadan önce aldığınız yağın soğuk sıkım olmasına dikkat edin. Sürmeden önce tüm yüzünüzü yıkayın ve kurulayın. Temiz bir maskara fırçasını kullanarak hint yağını kirpiklerinize maskara sürer gibi yeterli miktarda uygulayın. Gözlerinize ve göz çevresine gelmemesine çok dikkat edin. Hint yağı sürme işlemini uyku öncesi yaparak bütün gece kirpiklerinizin beslenmesini sağlayın . Uyandıktan sonra kirpiklerinizi temizlemeyi unutmayın. Sonuç almak için 1 ay süreyle bu işlemi tekrar etmelisiniz.

Maskarayı doğru kullanın

Öncelikle maskaranın göz altlarınıza bulaşmasını istemiyorsanız maskaradaki fazlalığı tüpün içerisine doğru sıyırın ve maskaranızı ilk olarak yatay bir şekilde kirpiklerinize uygulayın. Daha sonra zigzag hareketlerle ikinci katı sürün. İkinci katı sürerken kirpiklerinize uzunluk vermek için maskarayı dikey olarak tutun ve kirpik diplerinize de uygulayın.

Sağlıklı gıdalar tüketin

Kötü beslenme cildinizi, tırnaklarınızı, saçlarınızı direkt olarak olumsuz etkilediği gibi kirpiklerimizin de dökülmesine, kopmasına yol açar ve yorgun görünümlü gözlere sahip olursunuz. Protein yönünden zengin, sebze, meyve ağırlıklı beslenmeyi ve gün içerisinde bol su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Eyeliner kullanımına dikkat edin

Eyeliner sürmek kirpiklerinizi olduğundan uzun gösterir. Bunun için kullandığınız maskara ile eyelinerın aynı renk olmasına dikkat edin. Eyelinerı kirpik çizginizin tam üstüne sürün ve uzatın. Bu, kirpikleriniz le daha bütünleşmiş bir görüntü yaratırken, seyrek kirpikleri kapatır.

Her derde deva ıhlamur…


ihlamurun

Ihlamurlar kaynatılmaya başlandı. Güzel kokusu ve aromasının dışında ateş dürücü etkisi, öksürüğü geçirmesi, rahatlama sağlaması, gribe ve nezleye iyi gelmesi nedeniyle özellikle kış aylarında tükettilen ıhlamur aktarların en çok sattığı bitkilerin başında geliyor. Biz de kışın kendini yavaş yavaş hissettirmesi nedeniyle şifa dolu ıhlamurun faydalarını derledik. İşte öksürükten, astıma, bronşite, çarpıntıya iyi gelen ıhlamurun faydaları… Avrupa’da, halk arasında yüzyıllardır çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan ıhlamur, Tilia olarak bilinen ıhlamur ağacından (lime tree) elde edilir. En sık rastlanan ıhlamur ağacı türleri, Tilia cordata ve Tilia platyphyllos’dur. İki ağacın birbirinden farkı, yapraklarının büyüklüğüdür. Ihlamur çayı geleneksel olarak sinirleri yatıştırmak ve kaygı giderici olarak kullanılmaktadır. Ihlamur ağacı oldukça hızlı büyür ve 15-25 metre uzunluğa erişebilir. Sağlığa faydalı ve çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bölümü ise sarı-beyaz renklerde açan çiçekler ve yapraklarıdır. Çiçekler, bahar aylarında açar ve bu mevsimde toplandıktan sonra kurutulur. Kalp şeklindeki bu çiçekler 5-10 santim uzunluğa kadar büyür. Ihlamur ağacı kabuğu gri, yumuşak ve liflidir. Ilıman iklimlere özgü ıhlamur ağacı kışın yapraklarını döker. Ağacın ürüne bağlı olarak güçlü ve yumuşak kokulu çiçekler açabilir. Çiçeklerinde bulunan yağ sayesinde aromatik bir tadı vardır. Kurutulmuş çiçekleri ise hafif tatlı ve yapışkandır.

Terlemeyi teşvik eder, Ateş düşürür, Öksürüğe iyi gelir, Gribe ve nezleye iyi gelir, Migren ağrılarını hafifletir, Kaygıyı azaltır, Stresi azaltır ve rahatlama sağlar, İshal tedavisinde kullanılır, Kan basıncını düşürür, Karaciğer rahatsızlıkları tedavisinde kullanılır, Damar sertliğine karşı kullanılır, Sindirim sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar, Kas spazmlarını giderir, Safra kesesi rahatsızlıklarına karşı kullanılır, Boğaz ağrısını alır, Hazımsızlığa iyi gelir, Çarpıntıyı giderir, Toksinlerin atılmasına yardımcı olur, Ihlamur Çayı Nasıl Hazırlanır?

Yemeklerden sonra siyah çay ya da kahve içme alışkanlığınız varsa bunların yerine ıhlamur çayı içerek hem sindirim sisteminizin daha iyi çalışmasını hem de ruhsal olarak rahatlama sağlayabilirsiniz. Ihlamur çayı hazırlarken bardak başına bir çay kaşığı tepeleme kurutulmuş ıhlamur ölçüsünü kullanabilirsiniz. Ihlamuru suyla birlikte kaynatmayın. Önce suyu kaynatın ve önceden ıhlamur koyduğunuz demliğe kaynamış suyu boşaltıp ağzını kapatın ve 10 dakika demlenmesini bekleyin. Yemeklerden sonra günde 3 kere ıhlamur çayı içebilirsiniz.

Ihlamurun Sağlığa Faydaları

Ihlamur çayı ülkemizde olduğu gibi farklı kültürlerde geleneksel olarak grip nedeniyle yükselen ateşi düşürmek için kullanılmaktadır. Ihlamur çayının buharı burun tıkanıklığını açmaya yararken, sıcak çay boğaz ağrısını, öksürüğü alır. Diğer popüler kullanımı ise sakinleştirici etkisi ile sinirleri yatıştırmak içindir. Yatıştırıcı etkisi bulunan ıhlamur çayı gerginliği alır, kaygı nedeniyle gerilen sinirleri yatıştırır, stresi azaltır ve uykuya geçişi kolaylaştırır.

Kalp çarpıntısına ve yüksek tansiyona karşı tavsiye edilen ıhlamur çayı, C vitamini kaynağı olan limon suyu ile birlikte tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Ihlamur çiçeği ile hazırlanan cilt kremleri, kaşıntılı deri hastalıklarının belirtilerini hafifletmek için kullanılmaktadır. Çeşitli kozmetik markaları selülit kremleri içerisinde ıhlamur kullanmaktadır. İdrar söktürücü olarak karaciğer ve safra kesesi hastalıklarının tedavisinde yardımcı olarak kullanılır. Ihlamurun faydaları üzerine yapılan çalışma sayısı oldukça az olmakla birlikte bazı klinik araştırmalar kas kasılmalarını azalttığı yönünde sonuçlara sahiptir. Ihlamuru piyasada kurutulmuş ıhlamur çiçekleri, hazır poşet çay, kapsül, ıhlamur özü ve tentür olarak bulabilirsiniz.

Ihlamurun Tarihi

Ihlamur ağacının çiçekleri Ortaçağ’dan bu yana geleneksel olarak terlemeyi teşvik etmek ve ateş düşürmek için kullanılmaktır. Tarih boyunca idrar söktürücü, spazm çözücü, mideyi sakinleştirici, öksürük ve boğaz ağrılarına karşı, balgam söktürücü, migren ağrılarına karşı, karaciğer ve safra hastalıklarına karşı kullanıldığı bilinmektedir.

Almanya’da resmi olarak şifalı bitki kabul edilen ıhlamur, doktorlar tarafından soğuk algınlığına karşı tavsiye edilmektedir. Bazı kültürlerde sadece ıhlamur ağacı altında oturarak epilepsinin tedavi edilebildiğine inanılırmış. Yunan mitolojisinde, tanrılara onu ölümlüler arasında bırakmaması için yalvaran Philyra’nın bu isteğinin karşılığında uzun ömürlü ıhlamur ağacına dönüştürüldüğüne inanılırmış.

Ihlamurun Yan Etkileri

Ihlamur kısa süreli ve tavsiye edilen oranlarda kullanıldığında bir yan etkisi yoktur. Ancak uzmanlar uzun süreli kullanımının kalp hasarına neden olabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca ıhlamur ağacı kabuğuna temas etmek ciltte tahrişe yol açabilir. Gebe ve emzirme dönemindeki kadınların ıhlamur çayı içmeden önce doktorlarına danışmaları tavsiye edilmektedir.

Kadın viagrası yakında piyasa olacak


kadin-viagrasi

Kadınlarda cinsel isteği artırmak için üretilen kadın viagrası Flibanserin yakında piyasada olacak. Alman Boehringer Ingelheim firması tarafından geliştirilen kadın viagrası 2010 ve 2013 yıllarında yapılan girişimlerde FDA’dan onay alamamıştı. Araştırmayı daha sonra Amerikan ilaç firması Sprout devralmış, Addyi olan ilaç ismi Flibanserin olarak değiştirilmişti. İlacın kullanımına muhtemel yan etkileri nedeniyle koşullu olarak izin verilecek. Özellikle alkol tüketiminin yan etkilere yol açabildiği belirtildi. Viagra’nın aksine Flibanserin yalnızca cinsel ilişki öncesinde değil her gün düzenli olarak alınacak. İlacın cinsel dürtüleri önleyen Serotonin hormonunun seviyesini azalttığı kaydedildi.Kadınlarda cinsel isteksizlik ilacı üreten şirketin verilerine göre kadınların yüzde 7’si herhangi bir sağlık problemi olmadığı halde menopoz döneminde cinsel istekte azalma yaşıyor.Kadınlarda cinsel isteksizlik halihazırda genellikle psikolojik yollardan tedavi edilmeye çalışılıyor. Birçok vakada tedavi girişimleri başarısızlıkla sonuçlanıyor.Büyüyen piyasa Cinsel gücü artıran ilaçlara talep giderek artıyor. 1998 yılında piyasaya sürülen Viagra her yıl yüz milyonlarca euroluk satış rakamına ulaşıyor. Artan talep bu ilaçlara yönelik sahteciliğin de artmasına yol açıyor.Cinsel gücü artırdığına inanılan birçok maddeye talep artıyor. Gergedan boynuzu tozları, Uzakdoğu’da fahiş fiyatlardan alıcı buluyor.

Cinsel arzu azalması bozukluğu olarak da ifade edilen rahatsızlığın tedavisinde kullanılacak ilaç için ABD Ulusal Tüketiciler Birliği “Bu ilaç, doğum kontrol haplarından bu yana kadınların cinsel sağlığı için geliştirilen en önemli çözüm” yorumu yapıldı ve “Kadın cinselliğinin sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğu tanınmış oldu” dendi. Ancak ilacın piyasaya sürülmesine karşı çıkan kamu sağlığı sivil toplum kuruluşu Public Citizen, ilacın birkaç yıl içerisinde piyasadan toplatılacağını iddia etti ve ilaç için “Kadınları çok küçük bir fayda karşılığında büyük risklere maruz bırakıyor” yorumunu yaptı.

FDA daha önce Raleigh ilaç firması tarafından benzer bir ürün için yapılan iki başvuruyu reddetmiş, ancak Haziran ayında Sprout firmasının başvurusunu değerlendirdikten sonra, yan etkilerin sınırlandırılmasının ardından ilacın piyasaya sürülebileceğini söylemişti. Alınan son kararla birlikte ‘Kadın viagrası’nın piyasaya sürülmesi önündeki son engel de kalkmış oldu. Her ne kadar ‘Kadın viagrası’ olarak adlandırılsa da, Addyi erkeklerdeki ereksiyon bozukluğuna yönelik olan Viagra ilacından farklı işliyor. Viagra penise giden kan akımını düzenlerken, her gün alınması gereken Addyi beyni uyarıcı özelliklere sahip.

Seks isteğiniz düşük mü?

Seks dürtüleriniz düşükse yani seks isteğiniz yok denilecek kadar azsa sorun var demektir. Yaşamak için nefes almak yemek yemek nasıl bir ihtiyaçsa sekste bir o kadar önemli ihtiyaçtır. Eğer çok fazla dopamininiz varsa yüksek cinsel dürtülere sahipsiniz demektir. Bunu daha iyi anlamak için okuyup öğrenebilirsiniz. Dopamininiz düşükse; Yoğun iş temponuzdan dolayı bitkin halsiz oabilirsiniz;
Seks sizi eskisi kadar tatmin etmiyordur; Cildiniz dokunuşlara karşı duyarsızlaşmıştır; Haftada birden az seks yapıyorsanız. Dopamini artırmak için; Yararlı besinler yiyin. Proteinler önemli. Beyaz et, süt ürünleri ve tahıllı-kepekli gıdalar tüketin. Bunları haftada 3 kez yediğinizde dopamininizin yükseldiğini göreceksiniz. Dopamin seviyesini artıran bazı baharatalar; Fesleğen, karabiber, kırmızı biber, kimyon, rezene, keten tohumu, sarımsak, hardal tohumu, biberiye, susam, tarhun, zerdeçalı hayatınızdan hiç eksik etmeyin.

ERKEĞİN KADINDAN 10 BEKLENTİSİ

Kahve ve çay iyi bir dopamin kaynağıdır, uyarıcı özelliği vardır. Demleme çay, poşet çaylarından daha iyidir. İki kat dopamin için iki fincanlık kaynayan suya iki poşet yeşil çay koyun ve bir tutam kırmızı biber ekleyin. Gün boyunca için. Birçok vitamin dopamin seviyenizi artırmanızı sağlar. Dr. Braverman, günlük olarak folik asit (500mcg); ginseng (500-2,000mg), tiyamin (100-500mg; İngiltere’de resmi olarak 300mg), çinko (30mg) alınmasını öneriyor.

Dokunuşlar seksi gelmiyorsa…

Hassas dokunuşları algılamanızı sağlayan asetilkolin maddesi azsa, uyarılma daha az olabilir. Asetilkolin kararların ve düşüncelerin hızlı iletilmesini sağlayan kimyasaldır. Dopamin kadar seks istekleri için önemli olmasa da bunların iletilmesini sağlayan anahtardır. Cinsel istek açısından olarak dopamin kadar önemli olmasa da, bu uyarılma anahtarıdır. Asetilkolininiz düşükse; Dokunma veya masaj sizi etkilemez; insanların duygularını anlamayabilirsiniz; cildiniz kuru ve çatlamaya uygundur; bazen ne yediğinizi hatırlamazsınız. Ne yapmalısınız? Asetilkolin içeren yağlı yiyecekler tüketin. Yağ oranı yüksek gıdalarda bulunan kolin maddesi bu beyin kimsayallarının inşa edilmesini sağlar. Ancak kötü yağlardan uzak durmanız gerekiyor. Asetilkolin içeren gıdalar karaciğer, yumurta, kırmızı et, fıstık, badem, brokoli, lahanadır. Yenibahar, fesleğen, kimyon, nane, adaçayı, kekik, zerdeçal gibi baharatlar da asetilkolin kaynağıdır. Kolin (200mg) ve omega-3 (500mg) içeren vitaminlerde kullanılabilir.

Seks sizi endişelendiriyor mu?

GABA (gama-aminobütirik asit) vücudun diğer bölümleri ile beynin hızını ve iletişimini kontrol eder. Dopamin ve asetilkolinin aksine, dengeleyici ve sakinleşrici etkisi vardır. Seks sırasında sakinleştirici etkiye sahiptir. GABA’nız düşükse; Orgazm nerederyse imkansız hale gelir ya da daha az zevk verir; huzursuz ve saldırgan olursunuz; düşünceleriniz karışıktır.

Ne yapmalısınız?

Huzursuzluk ve gerginlik GABA’yı dengelemekle çözülür. En iyi yol doğal yiyeceklerle GABA’yı artırmaktır. Kahverengi pirinç, kepekli tahıllar, patates, pisi balığı, brokoli, ıspanak, mercimek, muz ve narenciye tüketilmesi önerilir. Kimyon, kakule, tarçın, karanfil, kişniş, limon, kekik, kırmızı biber, haşhaş tohumu, biberiye ve adaçayı gibi sakinleştirici bahartları da deneyebilirsiniz.
Magnezyum (300-1,000mg) ve B6 (10mg) içeren vitamin kullanabilirsiniz. Seks için aşırı karamsar mısınız? Bu serotonin eksikliğinin işaretidir. Seratonin mutlu, keyifli ve rahat hissetmenizi sağlar.
Serotonininiz düşükse; Seks konusunda aşırı mutsuz olursunuz; kolayca tedirgin olursunuz; karbonhidrat ve tuzlu yiyecekler atıştırırsınız; sıkça uyku hapı alırsınız.

Ne yapmalısınız?

Vücut serotonin için triptofana ihtiyaç duyar. Bu da et, avokado, süzme peynir, ördek, yumurta, hindi, tavuk ve çikolatada bulunur. Antidepresan özelliği bulunan baharatlar nane, hindistan cevizi, anason, dereotu, mercanköşk de işinize yarayabilir. Magnezyum (200-500mg) ve D (1,000-1,500 IU) içeren vitaminler kullanabilirsiniz. Cinsel gücü artıran yiyecekler:

* Kuşkonmaz: Daha aktif bir cinsel yaşam için gerekli hormon üretimini uyarır E vitamini bakımından zengindir. * Muz: Potasyum ve riboflavin, genel enerji seviyelerini artırmak için iyi bir kaynaktır. * Lahana: Cinselliğin artış dolaşımını sağlar. * Kereviz: İçeriğindeki andosterone sayesinde hormanları güçlendirir. * Damiana (yabani yam): İçerdiği kimyasallar sayesinde genital bölgenin duyarlılığını artırır. * İncir: Cinsel gücü artırmak için kimyasal yapı taşlarındandır. * İstiridye: Zengin çinkoya sahiptir ve gerekli testosteron üretimi için çok yüksektir. Istiridye de dopamin içerir. * Deniz sebzeleri: Kalsiyum, iyot ve demir içerir, libidonun artırmasında birebir faydalıdır.

Adet gecikmesi ve adet görememe


Adet Görme Mekanizması

Bir kadının düzenli aralıklarla adet kanaması görebilmesi için bazı şartlar yerine gelmelidir:

Öncelikle hipotalamus adı verilen beyin bölgesinden hipofiz bezine bir uyaran gitmeli ve burada FSH ve LH adı verilen iki hormonun uygun seviye ve oranlarda üretilmesi ve kana geçmesi gerekmektedir.
Bu iki hormon, olgunlaşmaya elverişli yumurta hücreleri içeren yumurtalık dokusunda folikül gelişimini uyarmalı ve yumurtlama gerçekleşmelidir.
Folikül adı verilen yapı içinde üretilen östrojen ve progesteron hormonları rahim iç tabakasında sağlıklı bir kalınlaşmaya neden olmuş olmalıdır.
Yumurtlama gerçekleştikten sonra gebelik oluşmamış olmalı ve yumurtlama oluştuktan sonra yaklaşık 14 gün ömrü olan Sarı Cisim (“Corpus Luteum”) bu süre sonunda progesteron hormonu salgısını durdurmalıdır.
Adet döngüsünün bitimine denk gelen bu dönemde progesteron hormonu salgısının aniden düşmesi neticesinde rahim iç tabakasında gerçekleşen “dökülme” ve bununla beraber oluşan kanama rahim iç tabakasından rahim ağzına, buradan vajinaya, vajinadan da dış ortama akacak yol bulabilmelidir.
Yukarıda maddeler halinde anlatılmış olan mekanizmalardan birinin veya birkaçının aksaması beklenen adet kanamasının gerçekleşememesiyle, yani adet kanamasının gecikmesiyle sonuçlanır.

Farklı Bir Açıdan Bakış
Yukarıda anlatılan mekanizmaları farklı bir biçimde ele almak mümkündür:

Kadında adet kanamalarının düzenli bir şekilde gerçekleşebilmesi için dört farklı bölümün kendi içlerinde ve birbirleriyle etkileşimde sağlıklı çalışmaları gerekir.

Bölüm 1
Rahim içinden vajinanın çıkışına kadar olan tümüyle açık bir akış yolu

Bölüm 2
Her ay düzenli olarak yumurta hücresi üreten ve bunu serbest bırakan yumurtalıklar

Bölüm 3
Sağlıklı işleyen bir hipofiz salgı bezi

Bölüm 4
Beynin üst merkezleriyle sağlıklı bir iletişim içinde olan hipotalamus bölgesi

İLK ADET KANAMASININ GÖRÜLEMEMİŞ OLMASI
Bir genç kızın ilk adet kanamasını gördüğü zaman öncesine kadar hipotalamus ve hipofiz hormon salgıları oldukça azdır ve bu nedenle yumurtalıkların yumurtlama işlevi başlamamıştır.

Hormon salgıları artmaya başladığında genç kızda öncelikle meme gelişimi ve kadın tipi kıllanma gibi kadınsı özellikler başlar, ancak hormon salgısı hala yumurtalıkları harekete geçirecek kadar fazla değildir.

Hormon salgısının giderek artmasıyla beraber rahim iç tabakası kalınlaşmaya başlar ve bir süre sonunda, ortalama 12.5 yaşında ilk adet kanaması ortaya çıkar. Bu kanama yumurtlama olmaksızın gerçekleştiğinden ilk kanama sonrasındaki kanamalar henüz düzenli değildir. Hormonal sistemlerin tam olarak olgunlaşmasıyla yumurtlama da devreye girer ve genç kız düzenli olarak adet kanaması görmeye başlar ve böylece üreme çağına girmiş olur.

adet-kanamasi

İlk adet kanamasının ortaya çıkma yaşı herkes için farklıdır ve genetik özelliklerden etkilenebilir.Meme gelişimi ve kıllanma gibi kadınsı özellikleri kazandıran gelişim basamaklarının ortaya çıkmış olması koşuluyla ilk adet kanamasının 16 yaşına kadar gecikmiş olması tıbben normal kabul edilir. Bu süre sonunda adet kanaması göremeyen genç kızların nedenin aydınlatılabilmesi için bazı değerlendirmelerden geçmeleri gereklidir.

İlk adet kanamasının görülememiş olmasının altında yatan muhtemel nedenler yukarıda anlatılan dört bölümden birindeki bir sorunla ilgili olabilir. Site daha çok üreme çağındaki kadına yönelik hazırlanmış olduğundan ve söz konusu sorun nispeten ender görüldüğünden “İlk adet kanamasının görülememiş olmasına” daha fazla yer verilmeyecektir.

Düzenli Adet Kanaması Gören Bir Kadında Beklenen Adet Kanamasının Olmaması
28 günde bir düzenli olarak adet kanaması görmeye alışmış olan bir kadın kanaması geciktiğinde hemen endişelenebilir. Konuda daha fazla ilerlemeden önce basit ve pratik bir bilgi verilmesi uygun görülmüştür:

Çok düzenli olarak adet kanaması gören bir kadın yılda bir veya iki kez gecikmeli adet görebilir. Bunun altında yatan en muhtemel neden iş değişikliği, aile içi stres, üzüntü, yaşam tarzı değişikliği, iklim değişikliği, yorgunluk gibi basit bir olaydır. Bu olay beynin bilinçli kısmını etkileyerek buradan hipotalamus adı verilen bölgenin işlevini bozmakta ve adet döngüsü burada “takılmaktadır”. Böyle bir durumda tıbbi bir değerlendirme yapılması gerekli değildir.

Öte yandan yine düzenli olarak adet kanaması gören bir kadında adet gecikmesinin en sık görülen nedeninin gebelik olduğu göz önünde bulundurulmalı ve bu konuda gerekli adımlar atılmalıdır.