Vajina sağlığı için izlenmesi gereken 10 yol


Kadınların en sık karşılaştığı problemlerden biri de vajinal olanlardır. Vajinal problemler söz konusu olduğunda ise doktora başvurmak genellikle kabus olur. Ama merak etmeyin; vajina sağlığınızı kolaylıkla koruyabilmek için yapmanız gereken yalnızca birkaç basit adımı uygulamak. İşte vajina sağlığınızı korumanız için izlemeniz gereken 10 yol!

PARTNERİZİN PREZERVATİF KULLANMASINI SAĞLAYIN

Kadın doğum uzmanı Gokhan Anıl, ‘Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korunmanın tek etkili yolu prezervatifler’ diyor. Bununla birlikte, bilmediğimiz bir şey daha var: Prezervatifler vajinanın pH seviyesini cinsel ilişki sırasında sabit tutmaya da yardımcı olabilirler, bu nedenle PLoS One dergisindeki 2013 çalışmasına göre, oradaki tüm iyi bakteriler sağlıklı kalabilir. Bu iyi bakteriler vajinal mantar enfeksiyonlarını, idrar yolu enfeksiyonlarını ve bakteriyel vajinozisi önlemeye yardımcı olduğundan, çok önemlidir.

 

 

JİNEKOLOJİK MUAYENE

Servikal smear tarama aralıklarının 21-29 yaş aralığında 3 yılda bir olması yeterlidir. Daha sık alınması rahim ağzı kanserine karşı korunma ihtimalini artırmaz. 30-65 yaş arasında ise Pap smear tek başına yapılıyorsa yine 3 yılda bir, HPV testi ile birlikte yapılıyorsa 5 yılda bir tarama yapılması yeterlidir. HPV testi ile birlikte Pap smear taraması kansere karşı korunmada daha duyarlıdır.

Ancak otomatik olarak üç yıllık kurala geçmeden önce doktorunuzla konuşmalısınız. Bazı risk faktörleri (genetik gibi) pelvik muayeneye ve smear testlerine daha sık ihtiyaç duyar.

 

VAJİNAL KURULUK İÇİN JEL KULLANIN

Eğer ağır antihistaminik ilaçlar, antidepresanlar veya hormonal doğum kontrolü gibi bazı ilaçları kullanırsanız vajinal kuruluk yaşayabilirsiniz. Bunun dışında vajinal kuruluğu hamilelik ve menopozdan sonra da yaşabilirsiniz. Eğer böyle bir durumla karşılaşırsanız önce partnerinizle konuşun ve sonrasında jel kullanın. Aksi halde acı ve sıyrıklar yaşayabilirsiniz.

 

PAMUKLU İÇ ÇAMAŞIRI GİYİN

Sentetik iç çamaşırları, zaten nemli ve sıcak olan genital bölgenin hava almasını engeller, alerji yapabilir. Bölgenin ıslak ve nemli kalmasına ve mantar enfeksiyonlarının oluşmasına neden olabilir.

Islak ve nemli kalan bölge tahriş olur, dıştan gelen enfeksiyonlara açık hale gelir. Bu nedenle iç çamaşırı tercihiniz pamuklu çamaşırlar olmalıdır. Pamuk vajinanıza hava girmesine yardımcı olacak ve nemi emmesine izin verecektir.

KİMYASAL ÜRÜN KULLANMAYIN

ABD Mayo Klinik’ten Kadın Doğum Uzmanı ve Jinekolog Gökhan Anıl, vajinanın kendi kendini temizlediğini söylüyor. Ve ekliyor: ”Vajina zaten uyumu koruyan sağlıklı bakterilere sahip dışarıdan gelecek olan herhangi bir kimyasal madde bu uyumu bozabilir.”
Kadın Doğum ve Jinekoloji dergisinde yayınlanan bir 2013 araştırması, intravajinal hijyen ürünlerini kullanmanın, enfeksiyon, pelvik inflamatuar hastalık ve cinsel yolla bulaşan hastalık riskini artırdığını ortaya çıkardı.

BİSİKLET KULLANIRKEN ÖNLEM ALIN

Vajinal sağlığınızı riske sokan beklenmedik bir şey de bisiklet sürmek olabilir. Eğer sıklıkla bisiklet kullanan biriyseniz genital uyuşma, ağrı ve karıncalanma yaşayabilirsiniz. Cinsel Tıp Dergisi’nde kadın bisikletçiler üzerinde yapılan bir çalışma, çoğunluğun bu semptomları yaşadığını tespit etmiştir. Bu yüzden bisiklet kullanırken iç çamaşırınızın içine ince bir sünger ya da pamuklu ped koyabilirsiniz.

AŞIRI ANTİBİYOTİK KULLANMAYIN

Gökhan Anıl, “Gereksiz antibiyotik kullanımı vajinal sağlığı önemli ölçüde azaltabilir” diyor. Çünkü antibiyotikler ayrımcılık yapmazlar – hem iyi hem de bakterileri öldürürler, bu da vajinanızda florayı (yani sağlıklı bakterilerin kolonisi) değiştirebilir ve vajinal mantar ve diğer enfeksiyonların gelişmesine neden olabilir. Enfeksiyonla savaşmak için bir antibiyotik almanız gerekiyorsa, önce tamamen gerekli olduğundan emin olun ve mutlaka doktorunuza danışın.

VAJİNAYI HER ZAMAN ÖNDEN ARKAYA TEMİZLEYİN

Üriner enfeksiyonlardan korunmak için ve cinsel ilişki sonrasında mümkünse işeyiniz ve tuvalet sonrası cinsel organınızı önden arkaya doğru siliniz. Arkadan öne silmek vajinayı birçok bakteriye maruz bırakır ve enfeksiyon riskinizi artırabilir.

 

SABUN KULLANMAYIN

Kokulu vücut temizliği güzel olabilir, ancak cinsel organınız için bu pek iyi bir şey değil. Çünkü, cildinizin aksine, vajinanızın ekstra koruyucu bir tabakası yoktur. Sadece ılık suyla durulayınız.

KEGEL EGZERSİZLERİ YAPIN

Kegel egzersizleri, pelvis taban kaslarınızı güçlendirmeye yardımcı olur, bu da Pelvik organlarınızdaki gerilmeleri azaltmaya yardımcı olur. Mesane ve bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir. Ve tabii ki daha sağlıklı orgazm olmayı sağlar.

 

İyi bir boşanma kötü bir evlilikten iyidir!


Ebeveynler boşanma sürecinde nasıl hareket etmeli? Uzman önerileri…
İyi bir boşanma kötü bir evlilikten iyidir… Nedir bir insanı nikah defterine attığı imzayı boşanma dilekçesine atmaya götüren neden? Tek bir bakış, tek bir söz, tek bir hareket?.. “Genelde tek bir sebebi olmaz” diyor psikiyatri uzmanı Dr. Hülya Bingöl, “Evlilik ilişkisi yavaş yavaş bozulur, kalitesini kaybeder. Küçük, aslında önemsiz davranışlar çok önemli hale gelir. Sevgi, yakınlık, güven ve saygı gibi olumlu duygular etkinliğini kaybeder. Evlilik ilişkisinde daha önce yer alan memnuniyet ortadan kalkar. Artık eşler evliliklerini kötü bir bakış açısından görürler.”

İlişkiyi boşanmaya götüren nedenlerin başında eşlerin birbirlerinden beklentilerinin geldiğini anlatan Dr. Bingöl, “Eşlerin sevgili, en iyi arkadaş,korumacı gibi kimlikleri üstlenmesi beklenir. Aynı zamanda farklı meslekler, kazançların farklılığı, birbirine daha zaman ayırma gibi sorunlar ortaya çıkar. Çoğu zaman değerler ve amaçlar farklılaşır. Bunun sonucunda aynı ev içinde farklı yaşam stilleri ortaya çıkar” diyor. Tabii daha görünür boşanma nedenleri olarak da eşlerden birinin diğerini aldatması, duygusal ve fiziksel şiddet, hastalık durumları, alkol ve madde bağımlılığını sıralıyor.

Uygun zaman 
Boşanmanın doğru bir tercih olup olmadığı konusunda eşlerden birinin ya da her ikisinin de tereddüt yaşadıklarına sıkça şahit olmuşsunuzdur. Hele bir de ortada kalan bir çocuk varsa… İlişkide her şey kötü gitse de çocuk için sıklıkla evlilikler sürdürülür. “Ancak unutmamak gerekir ki aile içinde yaşananlar çocuğa örnek oluşturur. Onun gelişimi için iyi bir boşanmanın kötü bir evlilikten daha uygun olacağına karar verdiğinizde bu tercihi yapmalısınız” diyor Pedagog Güzide Soyak. O kararı vermek ve boşanmak için en uygun zaman sorusu çok haklı bir soru. Ama yanıt, soru kadar net değil ne yazık ki. “Boşanma sürecinde uygun zaman seçmek adına herkese uygun bir reçele yoktur” diyen Hülya Bingöl, “Bu durum kişilerin sosyal yapılarına, mesleklerine, kişilik yapılarına, aile yapılarına, yetiştirilme tarzlarına göre değişir. Bazen karar verme süreci çok uzun zaman alabilir. Ama genelde bu düşünceler her iki bireyde aynı zamanda başlar ve bu durumun sinyalleri farklı davranışlarla verilmiş olur.”

Peki ya çocuk… 
Bazen evlilik kötü gitse de çocuğun biraz büyümesi beklenir. Bu ‘biraz’ın ne kadar süre olduğunu kestirmek epey güçtür. Üstelik çocuk belli bir yetişkinlik düzeyine erişene kadar onu kötü giden bir evliliğin içine hapsetmek uzmanlara göre yanlış. “Boşanmaya karar vermek için çocuğun belli bir yaşa gelmesini beklemek gerekmez. Eğer evlilik hayatında şiddetli geçimsizlik varsa bu ortam çocuklara daha fazla zarar verebilir. Birçok aile çocuklar adına bir arada yaşamaya devam etmek ister. Ama bu süreç çocukları daha fazla etkiler” diyor Dr. Bingöl. Ancak açıklama yapılacak çocuğun yaşı ne kadar küçükse o kadar somut bilgiye ihtiyacı olduğunu söyleyen Dr.Soyak, bir ergen için hayat için ciddi değişiklikler yaşıyor olması fikrini, daha küçük yaşlarda çocuğun terk edilmek olarak algılayabileceğini söylüyor.

 

Boşanmayı anlatma dili 
“Boşanma sadece çocuk için değil, ebeveynler için de ciddi stres yaratır. Aile olmanın parçası olan evin bundan böyle ayrılacağı kararını çocuğa açıklamadan evi ayırma yoluna gidilmemeli. Ayrı yaşamayı deneyecek bile olsalar, çiftler mutlaka bunun bilgisini çocuğa vermeliler” diyor Dr. Soyak. Boşanma sürecinde çocuklara en fazla zarar veren ve yaralayan durumun çocuklara olayların anlatılmaması olduğunu vurguluyor, Dr. Bingöl. Boşanma veya ayrılık kararı çocuğa açıkça söylenmez ve bir anda anne veya baba evi terk ederek, çocukların boşanma olayından en fazla kendilerini sorumlu tuttuklarına, “Ben yaramazlık yaptığım için annem/ babam gitti” şeklinde serzenişlerde bulunduklarına dikkat çekiyor.
Uzmanlar doğru olanın, boşanma karan verildikten sonra anne ve babanın birlikle bu karan çocuklarına aktarmaları; sakin ve kontrollü bir şekilde, ortak bir dil kullanarak anlatmaları; başaramadıkları takdirde ise bir uzmandan yardım almaları konusunda hemfikir.

Dr. Soyak, “Anne ve babanın ortak dil ve tutum içerisinde olması, çocuğun onlara duyduğu güvenin devamına yardımcı olacaktır. Boşanma ile birlikle anne ve baba olma görevlerinin değişmediği, bu kararın verilmesinin onlarla ilgisi olmadığını açıklamalıdırlar” diyor.

Çocuğa boşanma karanın açıklarken, boşanma sürecinin her ayrıntısıyla anlatılması mı, yoksa bir kısmının söylenmesi mi daha doğru olur? Bu soruya Dr, Soyak’ın önerileriyle yanıt arayabiliriz: “Ayrılık kararını çocuğun yaş durumuna en uygun cümlelerle açıklamak, anne ve baba olarak sorumluluklarınızın değişmediğini, her zaman onu seveceğinizi hissettirmek, görüşme düzeninizin nasıl olacağına hep birlikte karar vermek, çocukların bu süreçteki taleplerini hassas karşılamak gerekir. Çocuklar bazen evden ayrılan ebeveyn için kaygı duyarlar. Nerede yaşadığı, ne hissettiği ile ilgili soruları dikkatle dinleyip, tatmin edici cevaplar vermeye çalışmak gerekir. Ayrıca anne ve babalar kendi aralarındaki sorunları çocuklarının önünde konuşmamaya özen göstermelidirler.” Bu bilgilerden yola çıkarsak, çocuğa karşı kullanılabilecek en doğru cümlelerin, “Biz boşanıyoruz ve evlerimizi ayırıyoruz ama senin annen ve baban olmaya, seni sevmeye devam edeceğiz” benzeri olması gerektiğini söyleyebiliriz. Ve gerçekten de boşanmadan sonra annenin anneliğe, babanın da babalığa devam etmesi, birinin evi terk etmesinden dolayı çocuk tarafından özlenilen kişi olmaması önemli. Zira Dr. Soyak, “Çocuklar boşanma sırasında terk eden ya da kendisini ihmal eden ebeveyni yüzünden mutsuz, içe kapanık ve reddetme duygusuyla yaşayabiliyorlar. Çocukların ebeveynleriyle ilişkilerini kesmeleri önerilmez.

Anne ve babalar birbirinin yerini tutamaz. Babası tarafından terk edilen bir erkek çocuk, kendisini şekillendirmeye yardımcı olacak modelini de kaybediyor. Bir erkek veya gelecekte baba olmakla ilgili bilgileri yeterince edinemiyor. Sonucunda da davranışlarını kontrol etmek, sorumluluklarını yerine getirmek konusunda isteksiz davranabiliyor. Karşı cinsle ilişki kurmak, sürdürmek ve sorunları çözmekte zorlanabiliyor. Zorlandığı durumlarda mücadele etmekten kaçınabiliyor. Kız çocuklarının ise diğer cinsle ilişki kurmakta zorluk yaşadıkları gözlemleniyor” diyor.

Verilen söz tutulmalı 
Boşanma süresinde çocukların ebeveynler arasında aracı olarak kullanılmaması önemli. Çocuklara verilen sözlerin tutulması da… “Eğer baba çocuğuna cumartesi 12.00 için görüşme sözü verdiyse, çocuk o saatte babasını görmelidir” diyen Dr. Bingöl’den son ve çok önemi! bir not “Anne ve babalar ayrılsalar da anne baba kalacaklardır. Bu nedenle birbirleriyle düzgün ilişki içinde olmaları, konuşmaları çok önemlidir.”

Kadın Orgazmını Etkileyen 5 Neden


Orgazm, cinsel ilişkide zevkin ve hazzın en üst seviyeye ulaşmasıdır. Bildiğiniz üzere kadınların orgazm noktasına gelmesi daha uzun süre alır. Erkekler ise genellikle kadınlardan daha önce orgazma ulaşırlar. Kadın orgazmını kaygı, endişe, duygusal hisler, pozisyonun önemi, klitoris ve vajinal uyarım gibi faktörler bulunur. İşte kadın orgazmını etkileyen 5 neden…

 

1- Aşık olduğu kişiyle ilişkiye girmek:

Kadın duygusaldır ve cinsel ilişkide de duygusal açıdan etkilenir. Kadın, duygularını paylaştığı adama güven duymak ister. Güven duyduğunuz insanla birlikte olmak sizi rahatlatır ve cinsel ilişkinize konsantre olmanızı sağlar. Duygularınızı paylaştığınız, aşık olduğunuz adamla birlikte olmanız yaşadığınız cinsel ilişkiden daha fazla zevk almanızı sağlayacak ve orgazma ulaşmanız daha kolay olacaktır.

 

2- Kaygı – Endişe:

Endişe, kaygı, stres orgazm olmanızı oldukça zorlaştıran faktörlerdir. Stresli ve yorucu geçen bir günün ardından cinsel ilişkiye girmeniz ve orgazm olmanız neredeyse imkansız. Olabildiğince kendinizi stresli olaylardan arındırmalısınız.

3- Pozisyonun orgazma etkisi:

Bazı pozisyonlar kadını daha fazla tahrik eder ve orgazma ulaşmayı kolaylaştırır. Örneğin; köpek pozisyonu denilen “doggie-style” kadında G noktasının uyarılmasını sağlar. G noktası vajinanın içinden duvara doğru olan yerdedir. Doggie-Style pozisyonu vajinal duvarlara daha fazla etki eder. Klitoris en üst seviyede uyarılmış olur. Mutlu ve doyumlu bir birliktelik için kadında G noktasını keşfetmek ve uyarmak çok önemlidir. Bunun dışında hoşlandığınız pozisyonlarda ilişkiye girmeniz orgazma ulaşmanızı sağlayacaktır.

4- Klitoris ve vajinal uyarımı:

Kadınlar fizyolojik olarak klitoris ve vajinal yolla uyarıldığında daha fazla zevk alıyorlar. Ön sevişme bu durumda çok önemlidir. Partneriniz ön sevişme sırasında vajinanıza dokunuşlarda bulunarak sizi baştan çıkarabilir. Eşinizin klitorisinizi uyarması durumunda orgazma ulaşmanız çok daha kolay olacaktır.

5- İlişki sırasında ses çıkarmak:

Cinsel ilişki sırasında çıkardığınız sesler sizi ve partnerinizden daha fazla zevk almanızı sağlayacaktır. Şehvetli ve ateşli birlikteliklerde bu durumu daha fazla yaşarsınız. Çıkan sesler hem sizi hem de eşinizin zevkini doruk noktasına çıkaracaktır. Bu cinsel birlikteliğinizde iki tarafında mutlu ve doyuma ulaşmış bir şekilde sonlanması olağan bir durumdur. Şöyle ki, orgazm noktasına iki tarafında aynı anda ulaşması mümkündür.

Damarları Temizleyen 9 Besin!


Dünya genelinde en çok görülen ve ölümle sonuçlanma riski bulunduran hastalıkların başında kalp ve damar rahatsızlıkları geliyor. Erken yaşlarda edinilen beslenme ve spor alışkanlığı ise bu rahatsızlıkların önüne geçme yöntemlerinden biri. Bazı besinler de, damar tıkanıklarına yol açan sorunları ortadan kaldırıyor ve damarları temizliyor.
1-Zeytinyağı

Sağlıklı yaşamın anahtar besinlerinden biri olan zeytinyağı, düzenli kullanımda kalp ve damar rahatsızlıkları ile karşılaşma riskini yüzde 50 oranında azaltıyor. Uzmanların da sıkça tavsiye ettiği zeytinyağı, içerisindeki antioksidanlar sayesinde kalbi koruyor ve tansiyon gibi rahatsızlıkları da ortadan kaldırıyor.

2-Badem

Her derde deva olan badem, damarlardaki kan yollarını temizliyor ve kalbin daha sağlıklı olmasını sağlıyor. Tekli doymamış yağ, lif ve antioksidan içerikleri sayesinde damar ve kalp dostu bir besin olarak öneriliyor.

3-Tarçın

Kandaki şekeri düşürmesi ve dengelemesi sayesinde tarçın, tam bir antioksidan deposu. Bu sayede kalbe giden damar yollarını temizliyor, tıkanıkların oluşmasını engelliyor. Tarçın, günde 1 çay kaşığı kadar tüketildiğinde damar yollarındaki rahatsızlık riskini yüzde 26 oranında azaltıyor.

4-Yulaf

Tam bir lif deposu olan yulaf, düzenli bir şekilde tüketildiğinde kalp ve damar yollarını temizliyor. Ayrıca kolesterolü düşüren yulaf, özellikle öğlen yemeklerinde tüketildiğinde sağlık için son derece yararlı oluyor.

5-Nar

Renginden de anlaşılacağı üzere bir kalp dostu olan nar, vücudumuzdaki damarların daha aktif ve uzun ömürlü çalışmasını sağlıyor. Bünyesindeki antioksidanlar sayesinde nar, düzenli kullanımda sağlıklı bir yaşamın sırrı haline gelebiliyor.

6-Zerdeçal

Yemeklerde kullanılan ya da çay olarak da tüketilebilen zerdeçal, damarları temizlemekle birlikte damar sertliği gibi sorunların da ortadan kalkmasını sağlıyor.

 

7-Brokoli

Demir, vitamin ve mineral deposu olan brokoli, K vitamini ve lif açısından son derece zengin. Damarlardaki kalsiyum oranını dengeliyor ve kolesterolü de ortadan kaldırıyor.

 

8-Yeşil çay

Özellikle strese karşı etkinliğiyle bilinen yeşilçay, aynı zamanda kalp ve damar dostu. Antioksidan bakımından çok zengin olan bu çayı günde bir bardak olacak şekilde düzenli kullanmanız, damar sağlığınız için oldukça önemli.

9-Roka

Enerji veren, toksinlerden arınmanızı sağlayan rokanın yararlarından biri de damar yollarını temizlemesi. Haftada bir ya da iki roka yemek kalp ve damar sağlığı için çok faydalı.


Tüm evcil hayvanlar yaşadıkları evin yolunu bulma konusunda inşalara taş çıkartacak kadar becerikli. Hepsinin bu konuda olağanüstü yetenekleri var.

 

Aslında, bu şaşırtıcı durum sadece kedilerde geçerli değil; tüm evcil hayvanlar yaşadıkları evin yolunu bulma konusunda inşalara taş çıkartacak kadar becerikliler. Keşke yolda kaybolduğumuzda dönüp köpeğimizden, eve giden en kestirme yolu kullanarak bizi bu durumdan kurtarmasını isteyebilseydik. Ona bu derdinizi anlatmaya başarırsanız, o da sizi eve götürmeyi başarabilir.

Hayvanların navigasyon konusunda böyle olağanüstü bir başarı sergilemesinin sırrı nedir? Cevabı gerçek bir örnek üzerinden vermeye çalışalım. Önceki sahibine geri dönmek için 2 gün boyunca 17 kilometrelik mesafeyi yürüyüp, sonrada bunu başaran köpeğin hikâyesini duymuş muydunuz? ABD’de yaşanan bu olayda, geçici evinden yeni evine otomobille götürülen akıllı köpek bir şekilde, kendisini kurtaran ilk bakıcısına yürüyerek dönmenin (farklı yolları kullanarak) bir yolunu buldu. Transferi sırasında kullanılan yolları öğrenme şansı olmadığı gibi, geri dönerken kullandığı yolları da bilmiyordu. Peki, bu nasıl oldu?

Hayvanlar, türlerine özgü birer biyolojik navigasyon sistemine sahip. Bazıları, özellikle de kimi kuş türleri Güneş ve gece göğündeki yıldızların konumlarından yola çıkarak yön tespit ederken, bazı türler de yönlerini manyetik algıyla belirleyebiliyor. Yani, kuzey-güney hatlarını algılayıp, başka hiçbir şeyi takip etmelerine gerek kalmadan yolu bulabilirler.

Kediler ve köpeklere özgü benzersiz beceriler de mevcut. Köpekler bu konuda en çok burunlarını güvenir. Farklı kokuları tespit edebilme ve bunları takip ederek ulaşmak istedikleri şeye/kişiye/yere kadar koklayarak ilerleme konusunda son derece başarılar. Hatta 17 kilometrenin, böyle olağanüstü koku alma becerisine sahip keskin burunları karşısında önemsiz bir mesafe olduğu ortada. Zaten dışarıda gezindikleri sırada evin yolunu bulmalarına yardımcı olması için çeşitli stratejik noktalara kendi kokularını bırakarak ilerliyorlar. Rüzgâr da doğru yönden esiyorsa ne ala!

Kediler ise manyetik algıya sahipler. Dünya’nın manyetik alanını algılayabildikleri için aslında asla kaybolmuyorlar. Kedilerin her zaman nerede olduklarını bildikleri söylenebilir. Hatırlama konusunda da üstlerine yok. Örneğin veterinere götürülmekten hoşlanmayan bir kedi, siz daha sokağa dönmeden nereye götürüldüğünü anlayıp tepki verebiliyor. Ayrıca, burunları da çok keskin. Bu konuda köpeklerle yarışmaları mümkün olmasa da bir kedi, evinin yolunu sadece koklayarak bile tespit edebilir.

Kemik Çıkması Bulunan Ayakları Rahatlatma Yöntemleri


Ayak güzelliği ve bakımı her kadın için önemlidir. Ayakların tarak kemiklerindeki çıkıntılar sadece estetik açıdan değil, ağrılı olması sebebiyle de hayat standartını bozar. Ayaklarda kemik çıkmaya başladıktan sonra ağrıyı en az hissedeceğiniz ayakkabılar arar, bundan dolayı da sevdiğiniz ayakkabı modellerine veda etmek zorunda kalırsınız.
Ayağınızda kemik çıkması varsa bunun tedavi yöntemleri bulunuyor. Ama şu anda kemik çıkması yoksa ayağınızı korumanın yöntemlerini size anlatacağız.

 

1. Geniş ayakkabı tercih edin

Ayağınızda kemiz çıkması varsa o zaman artık dar ayakkabılara veda edin ve önü geniş ayakkabılar seçin. Geniş ayakkabı baskıyı azaltırken, kötüleşen bölgede dolaşımın bozukluğunu önler, hareketliliği sağlar.

Giyeceğiniz ayakkabının yüksek topuklu olmaması gerekiyor. Yüksek topuk, ayak parmakları üzerindeki baskıyı arttırır. Topuk uzunluğu birkaç santimden daha fazla olmamalıdır.

2. Ayak pedleri kullanın

Ayağınızı rahat ettirmek için ayakkabı pedleri kullanın. Pedler, kemiğin çıktığı bölgeyi rahatlatır. Pedleri kullanırken ayakkabınızın dar gelmemesi en önemli noktadır. Aksi halde ayağınız daha kötü olabilir.

3. Ayaklarınızı hareket ettirin

Ayak parmaklarınız kemik çıkmaya başlarken sertleşebilir. Bunu önlemek için parmak eklemlerinizi hareket ettirin ve kaslarınızın rahatlamasını sağlayın. Ayağınızın altına bir tenis topu koyarak hareketliliği sağlayabilirsiniz.

4. Egzersiz yaparken dikkat

Ayağınızda kemik çıkma emareleri varsa egzersizlere de dikkat etmeniz gerekir. Sürekli ayakta olarak yapılan egzersizler kemik çıkmasını hızlandırabilir. Ayrıca egzersizlere başladıktan sonra ayağınızda ağrı ve kemik çıkması gibi belirtiler başladıysa o zaman egzersizi yanlışlık yapıyor olabilirsiniz. Doğru spor ayakkabısı giydiğinize emin olun.

5. Ağrıları azaltma

Kemik çıkmaya başlarken yüksek bir ağrı çekebilirsiniz. Bu dönemde ayaklarınızı ağrı kesicili merhemlerle masaj yapabilirsiniz.

Baş Ağrısına Çözüm Getiren Öneriler


Baş ağrısı yaşayan kişiler ciddi boyutlarda hayat kalitesinde düşüş yaşarlar. Tekrar eden baş ağrıları günlük yaşamı zora sokmaktadır. Günlük hayatta yapılan ufak değişiklikler bu sorunlara çözüm getirebilir.

Sağlıklı Bir Hayat Şekillendirin

Hayatın geneline sağlıklı dokunuşlar yapmak yaşam kalitesini arttırmanın yanı sıra baş ağrılarının da azalmasını sağlar. Boyun kaslarını güçlendirecek egzersizler yapmak duruş bozukluğuna bağlı gelişen baş ağrılarının ortadan kalkmasına yardımcı olur. Kas zayıflığının ortadan kalkması duruş bozukluğunu da engelleyeceğinden dolayı sırt ağrılarına da çözüm olur.

Ağrınızı Takip Edin

Baş ağrısının başlangıcından önceki süreçte yapılanların listelenmesi belirli bir süreden sonra ağrının tetikleyicisini bulmanızı sağlar. Besin maddeleri, aktiviteler, uyku düzeni, stres veya regl baş ağrısı tetikleyicisi olabilir. Yapılanları listelemek bu tetikleyici bulmayı ve tetikleyiciye göre önlem almayı sağlar.